21.2.15

Gezi Stajı- mimarlık

Gezi stajım kapsamında bu yıl Berlin’e gittim. Berlin, tarihsel zenginliği bünyesinde barındıran, farklı dönem katmanlarını ve bu katmanlar arasındaki uyumu çok iyi bir şekilde gözlemleyebildiğim bir şehirdi. Şehrin her köşesinde dünya mimarisinin önemli örneklerine rastlamak, birçok ünlü mimarın yapılarını incelemek ve birçok farklı işlevdeki binanın mimarisini, nasıl işlediğini gözlemlemek, bir mimarlık öğrencisi olarak benim için çok güzel bir deneyim oldu. Berlin’de Alexanderplatz meydanına yakın bir otelde kaldım. Meydanda yer alan Televizyon Kulesi, şehrin adeta sembolü haline gelmiş, bir zamanlar Doğu Almanya’nın gücünü yansıtmak üzere yapılmış bir yapı, aynı zamanda Almanya’nın en yüksek yapısı olması dolayısıyla şehirde kaldığım süre boyunca yönümü bulmamda çok büyük yardımcım oldu. Televizyon Kulesi’nin tepesinden şehre baktığımızda, Berlin’deki kent dokusunu, akslarını, avlulu konut yapılarını, landmarkları çok iyi bir şekilde okuyabiliyoruz. Özellikle kent merkezinde yer alan Tiergarten’ın ne kadar büyük bir alana yayıldığını görmek gerçekten etkileyiciydi. 



Berlin’deki yapıları gözlemlerken beni en çok etkileyen şey ise, savaştan kurtulmuş binaların restorasyonundaki başarılı işlerdi diyebilirim. Hem kurtulan yapının korunması için yapılan işlemler binanın izlerini, tarihini yok etmeden yapılmış olması, hem de binalara yapılan eklemeler göze batmıyor ve yeni/eski arasındaki ilişkinin çok iyi kurulmuş olması gerçekten çok başarılıydı. Bunlardan benim için en başarılı olanları, Jewish Museum, Akademie der Künste, Reichstag ve Neues Museum’du.

Berlin’de yer alan müze binalarının çoğu zaman, içinde sergilenen parçaların önüne geçerek, asıl sergi elemanları haline gelmiş.  Özellikle müze adasında yer alan Schinkel yapısı olan, ancak iç mekanında okunabilen etkileyici bir kubbeye sahip ve dışardan tapınağı andıran Altes Museum ve David Chipperfield tarafından restorasyonu tamamlanan UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Neues Museum, deneyimlenmesi gereken mekanlar.




Şehirde bir diğer ilgi çekici grup ise konutlar.  Berlin daha önce bünyesinde çok sayıda ‘Kira Kışlaları’ adı verilen konut yapılarını barındırıyordu. Bu yapılar, cephesi olmayan, ışık ve havalandırma gereksinimlerini yeterli şekilde karşılayamayan ve sağlıksız, aynı zaman sınıf farklılıklarını da ortaya koyan, yaşama elverişsiz konutlardı. Daha sonra, bu yapılardan uzaklaşılarak, geniş yeşil alanlara yerleşen, avlulu konut mimarisine geçilmiştir. Bu modern konutlar arasında en etkileyici olanı Taut ve Wagner’in Hufeisensiedlung isimli projesi. Ortasında gölet bulunan, at nalı şeklinde forma sahip yerleşke, hem kentsel, hem kırsal yaşamı içinde barındıran çok etkileyici bir kompozisyona sahip. Interbau yarışması ve IBA kapsamında kentsel yenilenme ve yeniden yapılandırma amacı ile birçok konut projesi de usta mimarlar tarafından tasarlanmış. Özellikle Hansaviertel bölgesinde Alvar Aalto, Oscar Niemeyer tarafından tasarlanmış konutlar, LE Corbusier’in Unite d’Habitation binası, çok etkileyici ve muhakkak görülmesi gereken yapılar.





İlgili Yayınlar

www.stajdefterim.org

Güncel bilgi ve döküman paylaşan , kolektif bir platformdur. Öğrencilere yönelik paylaşımları konu edinmiş yardım sitesidir.