16.4.15

Mega Yapılar

BURJ KHALİFA  /  BURJ DUBAİ
Gökyüzünde bir şehir yerden neredeyse 830 m yüksek ve başarısını 7 anahtar buluşa borçludur. Mühendisleri yenilikçi çözümlere zorlayan 7 olumsuz koşul şu şekilde sıralanabilir: 1- Asansör ihtiyacı 2- Betonun ağır bir yapı malzemesi olması 3- Sıcaklık 4- İnşaat hızı 5- Rüzgar etkileri 6-Deprem faktörü 7- Terör olayı ihtimali...
Asansör gökdelen yapımı için en önemli buluşlar arasında gelir. Burj Dubai asansör kavramını en uç noktaya taşıyor. Asansör teknolojisinin mutlak sınırlarını zorlayan bir yüksekliktedir. Burj Dubai tamamlandığında 35 bin kişiyi içerisinde barıdırabilecekti ve bu kadar çok insanın binaya girip çıkmasını sağlayabilmek büyük bir sorundu. Burj Dubai de 53 farklı asansör var ve bazıları saatte 35 km hıza ulaşarak 120. kata 50 sn den kısa bir sürede tırmanıyor ve en büyük asansörler 46 kişiyi aynı anda taşıyabiliyor. Ağırlıktan tasarruf için gökdelenlerde beton yerine çelik tercih edilir. Gökdelen zemine küçük bir alana etki ederse ve ağır olursa zeminde çökmeler kaçınılmazdır. Çelik iskelet kullanımı bizim daha uzun binalar inşa etmemize olanak sağlar. Burj Dubai iskeleti çelik ve betonun en uygun biçimde birleştirilmesiyle inşa edilmiştir. Binanın eklem yerleri oldukça esnektir, ancak bu yapının karşı koyması gereken en büyük kuvvet çöl rüzgarıdır. Giydirme dış cephe prototipi yapay bir çöl fırtınası testine tabi tutulmuştur. Bu cephenin yapıda uygulanmadan önceki en önemli aşamasıdır. Ayrıca kavurucu çöl güneşi bu güzel binayı bir fırına çevirebilir. Gökdelen için havalandırma sistemi tasarlanmış, ve cam sistemi özel tasarlanmiştır. Yapıyı hızlandırmak büyük bir gereklilikti ve daha hızlı inşa etmenin yolunu dev parçaların bazı kısımlarını dışarıda inşa edip sonra şantiye sahasında yapı üzerinde birleştirmek olarak sorun çözülebilirdi. Tek sorun bu devasa parçaların birleştirme esnasında o yüksekliklere nasıl kaldırılacağı, bunun için kanguru vinçleri kullanıldı. Kanguru vinçleri hızlı ve güvenilirdir. Ayrıca bu yapıdaki en çok dikkat çeken teknoloji zıplamalı şekillendirme adı verilen  özel kalıplar kullanılmıştır ve böylece daha fazla hız kazanılmıştır. Prefabrikasyon sistemleri dev gökdelenlerin daha hızlı ve karlı bir şekilde inşa edilmesine olanak sağlıyor. Rüzgar etkisi için binanın dışına yapılacak çelik iskelet bu tip etkilerin binaya etkisini azaltır. Fakat Burj Dubai'nin yüksekliğine karşılık dış iskelet rüzgar için yetersiz bir çözümdür. Bu yüzden tasarımda rüzgarı yanıltan bir şekil oluşturuldu. Hava burgaçlarının etkisini alt üst ederek organize olmasını engellediler. Burj Dubai yapılırken sürekli her aşamada rüzgar tüneli testlerine tabi tutulmuştur. Peki bu yapı depremlere nasıl dayanabilirdi. Binayı esnekleştirdiğinizde aynı zamanda kuvvetlendirebilirsiniz. Bu yapının çöl kumunda ayakta durması için özel önlemler alınması gerekiyordu. Temel sırasında delgi makinelerinin arkasından kuyuların suyla dolmaması ve çökmemesi için sudan daha yoğun ve betondan daha hafif bir polimerle dolduruldu. Temel kazıkları bu şekilde oluşturuldular. Binalar yükseldiklerinde bunların terör olaylarına karşı da korunması gerekir. Burj Dubai'nin beton omurgası yangına dayanıklı yapılmıştır. Acil bir durum olması halinde yapı içerisinde 9 adet sığınak oda bulunuyor. Binanın her 30 katından birinde bu sığınaklardan vardır. Yangın durumunda dumanı etkisiz hale getiren vantilatör sistemi bulunmaktadır. Bu yapı eşsiz çözümleriyle günümüzde gökdelenlerinin geldiği son noktayı temsil ediyor.

DUBAİ PALMİYE ADASI



Bütün yapılar doğaya karşı koyarak yapılır. Basra körfezinin yaklaşık 5 km içine uzanan palmiye adası dünyanın gördüğü en büyük mühendislik projelerindendir. Sadece doğal malzemeler kum ve kayalar kullanıldı. Ağustos 2001'de yapımına başlandı. Yapılma amacı ise sahil şeridi 72 km uzunluktaydı, bu uzatılmak istendi. Palmiye tercihi şekil itibariyle kıyının daha uzun olmasını sağladı. Ada çevresine uyum saplaması için kumdan yapıldı, kayalarla dalga kıran inşa edildi. Burada kullanılan kum ve kayalarla dünyanın çevresine 2.5 metrelik bir duvar yapılabilir. Hollandalılar ülkelerinin topraklarını %35 arttırmışlar, bu yüzden mühendis arayışında toprak kazanmada uzman olan Hollandalılar tercih edildiler. Bir dalga kıran ekibi ve bir ada ekibi kuruldu. Dalga kıran kayaları büyüklük ve hacimlerine göre sınıflandırılarak denize yerleştiriliyordu, rastgele yerleştirilmiyordu. Böylece kayaların daha iyi yerleştirilmesi sağlanıyordu. Mühendislerin 94 milyon metreküp kum bulmak gibi zor bir görevleri de vardı ayrıca doğru kumu bulmaları gerekiyordu. Çöl kumu bu iş için uygun değildi. Proje için en uygun kum 6 deniz mili açıkta bulunmuştur. Kum püskürtme için gökkuşağı yöntemi kullanılmıştır. Adanın şeklinin doğruluğu uydudan çekilen fotoğraflarla belirlenmiştir. Gökkuşağı toprak kazanmada çok popüler bir yöntemdir. Ancak kumun doğru yere düşüp düşmediğini karadan anlamanın imkansız olması işi dahada zorlaştırır. Bu yüzden 5 kişilik ekip sürekli yürüyerek projenin doğruluğu için adanın planını uzaydan gelen sinyallerle çıkarma görevini üstlenmişti. Dalga kıran ekibi ve ada ekibinin senkronlu ilerlemesi çok önemliydi dalgakıran hızlı ilerlerse tarama gemilerinin bölgeye ulaşımı zorlaşır, eğer ada ekibi hızlı ilerlerse kumdan tepeler direkt olarak fırtınaların hedefi haline gelir. Adanın inşaat yapacak kadar kuvveli ve güvenli olması gerekiyordu.  Bu yapı 120 bin kişilik bir şehiri barındıracaktı. Araştırma tamamlamadan projeye başlanması büyük bir sorun ortaya çıkardı. Pis su yapının dışına çıkmıyor, deniz yapının içinden dolaşmıyordu. Dalgalar sistemi doğru düzgün doldurmuyor ve suyun durgun ve pis suya dönüşmesi olası bir durum olarak görülüyordu, tasarımın değişmesi gerekiyordu. Dalgakıran içerisine iki adet delik ve bu deliklerin üzerine köprü inşa edildi böylece deniz günde iki kez yapının içerisine gel git meydana getirecek ve suyu temizleyecekti. 2003 Ağustos ayında dalgakıran tamamen tamamlandı. Ayrıca 2 yıl içinde palmiye adası denizde yükseldi ve 1. aşama tamamlandı. 4500 ev daire ve oteller yapılmalıydı fakat kumun üzerine bu hiçte kolay değil çünkü kumlar çok gevşekti. Dubai büyük bir deprem kuşağında bu yüzünde zeminin daha güvenli hale getirilmesi gerekir. Güçlü bir depremin yan kuvvetleri adanın yok olmasına sebep olur. Bu dehşet verici olaya sıvılaşma denir. Zeminin çok derinden sıkıştırılması gerekiyor, silindirler bu kadar derinlemesine bir sıkıştırma meydana getiremezler. Bu yüzden titreştirme yöntemi devreye girdi. 15 makine 24 saat çalışarak ve yere delik açarak titreştirme yöntemiyle zemini sıkılaştırdılar. Bu zemin sıkılaştırma işlemi tam 8 ay sürdü. Projenin 2. aşaması bu adaya 2 yıl içerisinde kocaman bir şehir inşa etmekti, bu çok karmaşık ve zor bir işti. Palmiye adası ilk olarak 60 bin kişi için yapılan bir projeydi, fakat halkın yoğun ilgisi projenin kapasitesinin 2 katına çıkarılmasına sebep oldu. Palmiye adası halka ilk açıldığında 3 gün içinde tüm yapılar satıldı. Bir tarama gemisi sahil şeridinin ve palmiye adasının şeklini erozyondan korumak için sürekli kum püskürtmektedir. Bu alanda ilk olan palmiye adası diğer dubai ada projelerine ışık tuttu ve benzerleri yapıldı. 


İlgili Yayınlar

www.stajdefterim.org

Güncel bilgi ve döküman paylaşan , kolektif bir platformdur. Öğrencilere yönelik paylaşımları konu edinmiş yardım sitesidir.